Kekemelik Terapisi Ne Zaman İşe Yaramaz?

Konuşamayan Çocuğunuzla Nasıl Oynamalısınız?
Aralık 18, 2019
Emzik Kullanmak Konuşmayı Olumsuz Etkiler Mi?
Aralık 19, 2019

Kekemelik terapisi ne zaman işe yaramaz? Çocuğunuza terapi aldırdınız ama etkileri kalıcı olmadı. Yetişkin olarak yıllarca terapi aldınız ama sonuç alamadınız. Terapi neden ve ne zaman işe yaramaz?

Önce şunu açıklamakta büyük fayda var. Kekemelik 15 günde iyileştirilmez, 15 susarak konuşma birdenbire akıcı olmaz. Kekemelik alanında problemlerin çözümü için çocuk ya da yetişkin fark etmez konuşma terapistine başvurmalısınız. Özelliklerde çocuklarda kekemelik gibi görünen şey bazen ifade edici dil problemi olabilir. Kekemeliği olan bireylerde dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite olabilir. Bunların hepsini dikkatli bir biçimde incelemek gerekir.

Konuşma terapistleri akıcılığı arttırmak için çalışır, kekemeliği ortadan kaldırırız gibi bir söz vermez. Bu sözü verenlerden uzak durmanızı öneririz. Her yaşta terapi alabilir ve daha akıcı konuşabilirsiniz fakat bunu yapmanız sadece terapiste bağlı değildir. Bir terapi sürecinde sizin ve terapistiniz sorumluluklarına ve rolüne bakalım. Danışan kişi çocuk ise bu ailenin rolü olmaktadır. Danışan kişi yetişkin ise bu da onun rolü anlamına gelir.

Terapinin %15’ini konuşma terapistinin öğreteceği teknikler kapsar. Akıcı konuşmanızı sağlamak için öğreteceğimiz tekniklerin terapide kapladığı yer bu kadardır. Değişim için inanç ve bunun için çalışmak ise diğer %15’i oluşturur. Terapi alan kişi çocuk ise ailesinin terapi ile durumun iyileştirilebileceğine inanması gerekir. Terapist ve danışan arasındaki uyum ise çalışmanın %30’unu oluşturur. Terapi alan kişi, terapistin kendisine yardımcı olacağına inanmalıdır. Terapi sürecine devam etmek için motive olmalıdır. Bunu bir zorunluluk değil kendisi için olumlu bir ilerleme olarak görmelidir. Terapiste yardımcı olmalıdır. Son olarak terapistin kontrol edemeyeceği dış unsurlar vardır. Bunlar da terapinin %40’ını etkiler. Bunlar; danışanın karakteri, eşlik eden başka bir problem olup olmaması (dikkat eksikliği, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü gibi), sosyal çevre, ailenin tutumu ve terapiye ne kadar destek verdiğidir.

Kısaca terapistin kontrolünde olanlar terapinin %30’unu kapsar. %70 ailenin ya da yetişkin kişinin elindedir. Terapistler olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyoruz. Öğrettiğimiz tekniklerin günlük yaşama aktarılması için bütüncül bir yaklaşım sergiliyoruz. Danışan kişi çocuk ya da ergen ise okul ve aile işbirliğine önem veriyoruz. Kısaca Holistik  Yaklaşım yani kişinin yaşamının her alanında iyileşme sağlaması çalışmalarımızda ana hedefimiz oluyor.