Gel Konuşalım, Zorlukları Birlikte Aşalım

KEKEMELİK-AKICILIK PROBLEMİ

Konuşmanın akıcılığında görülen istemsiz kesintilerdir. Kişinin konuşurken sesleri uzatabilir, kimi sesleri üretirken zorluk çekebilir, bir sesi ya da heceyi tekrarlayabilir.

• Kekemelik bir hastalık değildir. Bu yüzden tedavisi ya da ilacı yoktur sadece konuma terapisi yoluyla bireyin konuşmasındaki akıcılık arttırılmaya çalışılır. Eğer kaygı düzeyi yüksek ve bu yüzden yaşam özgüveni olumsuz etkilenmiş ve kaygı düzeyi yüksekse terapinin yanı sıra oyun terapisi ya da psikoterapi faydalı olmaktadır.
• İnatçı kekemelik de denilen kronik kekemelik ise nüfusun %1'ini etkilemektedir. Yetişkinlerin %1’nin akıcılık problemi olduğu tahmin ediliyor. Bu Türkiye için 800.000’den fazla yetişkinin kekelediği anlamına gelir.
• 2 ile 5 yaşlarında ağırlıklı olarak daha sık görülür ve ortaya çıkma sıklığı da bu yaş grubunda %4 ile 5 civarındadır. 3 yaşlarında %4-5 oranında ortaya çıkan kekemelik, 3 ile 6 ay arasında geçebilir.
• 3 yaş civarında dil becerilerindeki hızlı ilerlemeden dolayı genelde daha sık görülür.
• Erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla daha çok görülür. Bunun sebebi kadınların beyinlerinde konuşmayla ilgili olan kısmın daha etkin çalışması, kadınların biyolojik olarak konuşma konusunda daha yetenekli olmasıdır.
• Her 100 çocuktan beşinde erken dönem kekemelik belirtileri gözlenir. Bu belirtileri gösteren çocukların %68-80’i kendiliklerinden bu sorunu aşabilmektedirler. • Geri kalanında ise sorun ileriki yaşlara kadar sürebilmekte ve inatçı kekemelik adı verilen konuşma bozukluğuna dönüşebilmektedir. Ancak buradaki en önemli sorun, hangi çocuğun kendiliğinden iyileşeceğinin kesin olarak bilinememesidir.
• Kekemeliğin nedenleri henüz kesin olarak bilinmemektedir. Fakat nedenleri olarak şunlar gösterilmektedir:
Genetik faktörler: Kekeme olan kişilerin yaklaşık %60’ı bu konuşma bozukluğunu aileden almaktadır.
Çocukluk döneminde birden fazla dile maruz kalmak:
Çocuğun çevresindeki kişilerin birden fazla dil konuşması dil gelişimi esnasında dil problemlerine ya da gecikmelere neden olabilmektedir.
Dil gelişiminde gecikmeler:
Kekemeliğe neden olabilmektedir.
Nörofizyoloji:
Beynin konuşma esnasında farklı bölümlerinin çalışması neden olabilmektedir. Kekemelik yaşamayan birine göre kekemelik yaşayan birinin konuşma esnasında beyninin başka bir bölümü çalışır.
Ailenin yaşam tarzı: Bazı ailelerinin hızlı yaşam tempoları ve çocuklarından yüksek beklenti içinde olmaları çocukta kekemeliğe neden olabilmektedir.
Hızlı konuşma oranı:
Hızlı konuşan çocuklarda kekemelik olabilmektedir.
• Ergenliğe kadar mutlaka terapi alınması gerekir yoksa kalıcı olur ve yetişkinlikte de devam eder.
• Kekeleyen çocuklar konuşabildiklerinden daha çabuk düşündükleri için ya da kekeleyen bir insanı taklit ettikleri için, daha sinirli oldukları için veya daha fazla ilgi çektikleri için konuşmalarının akıcı olmadığını düşünülür oysa ki bu görüşler doğru değildir. Kekeleyen insanların kekelemeye genetik olarak yatkın oldukları düşünülür. Kekemelik çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, dil ve konuşma açısından çok çabuk geliştiği bir dönemde ortaya çıkar. Neden ve niçin bazı çocuklarda bu dönemde kekemeliğin ortaya çıktığı bilinmemektedir. Kekemeliğin gelişiminde duygusal, bedensel veya sosyal nedenlerin önemli rol oynadığı tahmin edilmektedir.
• Akıcılık problemi olan kişilerin şarkı söylerken akıcı olmalarının nedeni konuşma ve müzik için beynin iki farklı lobunun işlev görmesidir.
Sağ beyin (lob) işlevleri:
Sağ beyin sol tarafımıza hükmeder, ritim, hayal kurma, renkler, boyut, hacim, müzik, beynin artistik tarafı oluşturmakta, detaydan çok resmin bütünüyle ilgilenmekte bilgiyi şekil ve hayal gücüyle işlemektedir.
Sol beyin (lob) işlevleri:
Sol beyin ise sağ tarafımızı yönetir, konuşma, matematiksel işlemler, diziler, sayıları, analiz, mantıklı ve doğrusal çalışır.
• Kekemeliğin nedeni psikolojik durumlar değildir. Kekeleyen çocuklar ve onların velileri kişiliklerinde ve birbirleriyle iletişimde toplumun diğer kişilerinden farklı değillerdir. Tipik bir kekeme kişiliği ve kekemelere özgün aile ortamı tespit edilmemiştir. Kekemelik sadece bir konuşma akıcılığı bozukluğudur. Fakat bireyin yaşamını ve iletişimini olumsuz etkilediği için zamanla psikolojik durumunu da olumsuz etkilemektedir. Örneğin, stres, utanma ve endişe, kişinin konuşurken daha çok takılmasına neden olur fakat altta yatan neden olarak çoğunlukla kişilerin aklına gelmez. Diğer bir deyişle, kaygı, düşük benlik saygısı, sinirlilik ve stres, kekelemeye neden olmaz ama bunlar konuşma problemiyle yani kekemelikle yaşamaktan kaynaklanır.
• Konuşmadaki akıcılık problemleri genelde 3-6 ay içinde kendiliğinden geçmelidir fakat herhangi bir yaşta ortaya çıktıktan sonra 6 ay geçmiş ve halen devam ediyor, zaman zaman kayboluyor ama yine ortaya çıkıyor, çocuğunuz konuşmakta zorlandığını söylüyor, daha kısa cümleler kurmaya çalışıyor, daha az konuşuyor ve “mmm”, “ama” gibi sözcükleri kelimelerin yerine boşluk doldurmak için sık sık kullanıyor, birtakım tikleri ortaya çıkıyor, daha kaygılı ve endişeli görünüyorsa en kısa bir konuşma terapistine başvurmanızı öneririz. Özellikle ailede akıcılık problemi olan bir ebeveyn ya da akraba varsa bu kekemeliğin kalıcılık riskini arttırmaktadır.
• Kekemeliği erken tedavi etmek, kekemeliğin çocuk üzerinde sahip olabileceği olumsuz duygusal etkiyi önlemenin en iyi yollarından biridir.
Terapi sürecinde ne yapılır?
• Çocuğun durumuna, yaşına ve ihtiyacına göre, aileleri eğitmeyi ve bu durumu nasıl çözeceklerini öğreten, PCI, Palin Parent- Child Interaction Therapy ya da Lidcombe Programı uygulanır.
• Bu programlarda merkezimizde haftada bir kere seans yapılır, bunun yanı sıra terapi evde aile tarafından desteklenir ve devam ettirilir. Bu süreç konuşma terapisti tarafından kontrol edilir.
• Ayrıca özellikle konuşma probleminden dolayı kaygı düzeyi çok yüksek, özgüven problemi yaşayan çocuklarla ise çocuğun akıcı konuşmayı desteklemek için ek olarak “oyun terapisi” yapılır. Burada amaçlanan çocuğun konuşma probleminden kaynaklanan olumsuz düşüncelerini ve davranışlarını ortadan kaldırmaktır.

Sizi Arayalım